“Yüksek yargıya zam” yasası AYM’ye taşındı

Ankara 25. İdare Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay üyelerine 15 bin lira zam getiren yasayı, Anayasa’da belirtilen hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve eşitlik ilkeleri ile çalışma barışının sağlanması kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. Yüksek yargı üyelerine zam getiren düzenleme için son sözü AYM söyleyecek.

MSB reddetti

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden 1.5 ay önce TBMM’den geçirdiği ve Yargıtay ve Danıştay üyelerinin maaşını Anayasa Mahkemesi üyeleriyle eşitleyen yasa 1. Sınıf hakim ve savcılar arasında tepkiye neden olmuştu. AKP’nin sunduğu teklifin yasalaşmasının ardından Kara Kuvvetleri Komutanlığı Hukuk Hizmetleri Başkanı Hakim Albay Mehmet Yüzbaşıoğlu, Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Maliye Daire Başkanlığına başvurarak, maaşının Yargıtay ve Danıştay üyeleri için belirlenen ek gösterge ve ek tazminat oranı üzerinden hesaplanarak ödenmesini talep etti. Ancak Bakanlık Maliye Daire Başkanlığı bu talebi reddetti.

“Kazanılmış hak”

Bunun üzerine Yüzbaşıoğlu, avukatı aracılığıyla Bakanlığın bu işleminin iptali istemiyle MSB aleyhine dava açtı. Davaya bakan Ankara 25. İdare Mahkemesi de söz konusu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğuna karar vererek, yasanın iptali için AYM’ye başvurdu. Mahkeme kararında, davacı Yüzbaşıoğlu’nun, Danıştay veya Yargıtay üyeliğine seçilme yeterliliğini haiz olduğu ve söz konusu yasal düzenlemeden önce Danıştay ve Yargıtay üyeleriyle aynı mali haklara sahip olduğuna dikkat çekilerek, “Bu durumda, davacının itiraza konu yasal düzenleme öncesinde Danıştay ve Yargıtay üyeleriyle aynı mali haklara sahip olma noktasında kazanılmış hakkının bulunduğu kuşkusuzdur” denildi.

“Yargı bağımsızlığı” vurgusu

Yüzbaşıoğlu ve onunla aynı durumda olan 1. sınıf hakim ve savcıların Yargıtay ve Danıştay üyeliğine seçilmeleri konusundaki takdirin HSK’da olduğu, bu kişilerin seçilmeyişinde kendilerinden kaynaklı bir eksik bulunmadığı anlatılan kararda, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda önemli tespitlere yer verildi. Kararda, mahkemelerin bağımsızlığının, genellikle hâkimlerin bağımsızlığı kavramı ile eş anlamlı kullanıldığı ve birinin diğerinin nedeni ve doğal sonucu olarak anlaşıldığına vurgu yapılarak, “Hâkimlerin görevlerine ilişkin bağımsızlığı, onlara tanınan bir ayrıcalık olmayıp, bunun amacı adaletin dolaylı dolaysız her türlü etki, baskı, yönlendirme ve kuşkudan uzak dağıtılacağı yolundaki güven ve inancı yerleştirmektir. (…) Yargının bağımsızlığı konusunda düzenlemeler yapılırken, hâkimlerin yargı içi ve dışı her türlü etki ve kuşkudan uzak karar vermeleri koşullarının hazırlanması kadar, tarafların ve toplumun yargıya olan güveninin sağlanmasına da özen gösterilmelidir. Hâkimler, hâkimliğin gerektirdiği her türlü yüksek nitelikleri taşısalar bile kamu vicdanında tarafsızlıkları ve bağımsızlıkları konusunda kuşku uyandıracak düzenlemelerden kaçınılmalıdır” denildi.

Yasa koyucu ilkelere uygun davranmalı

Hakim ve savcılara, herhangi bir baskının, etkinin yapılması kadar “yapılabilme olasılığının da” yargı bağımsızlığını zedeleyeceği anlatılan kararda, “Anayasa ile güvence altına alınan, hâkimlerin bağımsızlığı, hâkimlik ve savcılık güvencesi ilkeleri, demokratik hukuk devletinin olmazsa olmazı yargı erkinin nüfuz ve itibarını korumayı öngörürken, yasa koyucunun da aynı ilkelere ve korumaya uygun davranması gerekir” ifadeleri kullanıldı.

“Çalışma barışını bozabilir”

Kararda, itiraz edilen yasal düzenlemenin, yüksek mahkemeler arasındaki mali eşitliği sağlamaya yönelik olarak gerekçelendirildiği anımsatılarak, şöyle denildi:

“Kazanılmış haklar ihlal edildi”

İtiraza konu yasal düzenleme öncesinde, eşitlik ilkesine uygun olarak Yargıtay veya Danıştay üyeliğine seçilme yeterliliğini haiz davacı konumundaki kişiler ile Danıştay ve Yargıtay üyeliğine seçilen kişiler arasında bir ayrım yapılmadığı, itiraza konu yasal düzenleme ile davacının ve davacıyla benzer durumda olan hakim ve savcıların Danıştay ve Yargıtay üyeleriyle aynı konumda olduklarına ilişkin kazanılmış haklarının ihlal edildiği, diğer yandan yasal düzenleme ile oluşturulan eşitsizliğin makul ve haklı bir sebebe dayanmadığı, salt yargı içi idari bir tasarruf ile Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından Danıştay veya Yargıtay üyeliğine seçilen kişiler lehine, anılan üyeliklere seçilme yeterliliğini haiz kişilere karşı avantajlı bir durum yaratıldığı, bu durumun da Anayasa’da belirtilen hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve eşitlik ilkelerine ve çalışma barışının sağlanması kuralına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir